Ticaret 7 dk okuma

Ticari işletmenin devri: kapsam, sorumluluk ve tescil süreci

Ticari işletmenin devri, işletmeyi oluşturan malvarlığı unsurlarının bir bütün hâlinde devralana geçmesini sağlayan özel bir hukuki işlemdir. Bu yazıda TTK m. 11/3 ile TBK m. 202 arasındaki ilişki, devrin kapsamı, devralanın borçlardan sorumluluğu, devredenin iki yıllık müteselsil sorumluluğu ile tescil ve ilan yükümlülükleri ayrıntılı biçimde incelenmektedir.

Mecelle Yayın Kurulu

·

16 Mart 2026

Ticari hayatta işletmeler yalnızca kurulup işletilmekle kalmaz; satış, miras, birleşme veya yeniden yapılandırma gibi nedenlerle el değiştirir. Ticari işletmenin devri, işletmeyi oluşturan ve birbirinden farklı hukuki rejimlere tabi olan malvarlığı unsurlarının tek tek değil, bir bütün hâlinde devralana geçirilmesini mümkün kılan özel bir hukuki kurumdur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 11/3 devrin ticaret hukuku boyutunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 202 ise alacaklıların korunması ve borçlardan sorumluluk boyutunu düzenler. Bu iki hüküm birbirini dışlamaz; aksine, aynı ekonomik işlemin farklı yönlerini tamamlayıcı biçimde ele alır. Devir işleminin geçerliliği, kapsamı ve tarafların sorumluluğu bakımından her iki hükmün birlikte değerlendirilmesi zorunludur.

Ticari işletmenin devrinin hukuki dayanağı

TTK m. 11/3 uyarınca ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Bu düzenleme, işletme devrini kolaylaştırmak amacıyla getirilmiş önemli bir yeniliktir. Hükümden önce, işletmeye dâhil taşınmazların tapuda devri, taşıtların sicilde devri, alacakların yazılı temliki gibi her unsur için ayrı tasarruf işlemi yapılması gerekiyordu. Bugün ise yazılı bir devir sözleşmesi ve bu sözleşmenin ticaret siciline tescili ile işletme bir bütün olarak el değiştirebilmektedir.

TTK m. 11/3 ile TBK m. 202 ilişkisi

İki hüküm arasındaki ilişki şu şekilde özetlenebilir:

  • TTK m. 11/3, devrin tasarruf boyutunu düzenler: İşletmenin hangi unsurlarla, hangi şekle uyularak ve hangi anda devralana geçeceğini belirler.
  • TBK m. 202, devrin borçlar hukuku boyutunu düzenler: Bir malvarlığını veya işletmeyi aktif ve pasifleriyle devralan kişinin, işletmenin borçlarından ne zaman ve nasıl sorumlu olacağını, devredenin sorumluluğunun ne kadar süreceğini hükme bağlar.
  • TBK m. 202, alacaklıları koruyan emredici nitelikte bir hükümdür; taraflar aralarındaki sözleşmeyle alacaklıların bu hükümden doğan haklarını ortadan kaldıramaz. Taraflar iç ilişkide borçların devredende kalacağını kararlaştırsalar bile, bu anlaşma alacaklılara karşı ileri sürülemez.

Dolayısıyla ticari bir işletmenin devrinde TTK m. 11/3 şekil ve kapsam sorularını, TBK m. 202 ise sorumluluk sorularını yanıtlar; ikisi birlikte uygulanır.

Devrin kapsamı: aktif ve pasif bütünlüğü

Ticari işletmenin devri, kural olarak işletmenin aktif ve pasifleriyle birlikte, yani bir malvarlığı bütünü olarak gerçekleşir. TTK m. 11/3 uyarınca, aksi öngörülmemişse devir sözleşmesinin şu unsurları içerdiği kabul edilir:

  1. Duran malvarlığı: Makineler, tesisat, demirbaşlar ve işletmeye sürekli özgülenmiş taşınır ve taşınmazlar.
  2. İşletme değeri (peştemaliye/goodwill): İşletmenin müşteri çevresi, ticari itibarı ve kazanç potansiyelini ifade eden ekonomik değer.
  3. Kiracılık hakkı: İşletmenin faaliyet gösterdiği yere ilişkin kira sözleşmesinden doğan haklar.
  4. Ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet hakları: Marka, patent, tasarım, know-how gibi gayrimaddi malvarlığı değerleri.
  5. Sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurları: Hammadde ve mamul stokları gibi işletme faaliyetine tahsis edilmiş diğer değerler.

Taraflar, sözleşmede açıkça belirtmek kaydıyla bazı unsurları devir dışında bırakabilir. Ancak devir dışında bırakılan unsurlar işletmenin özünü oluşturuyorsa, yani geriye kalan unsurlarla işletme faaliyetinin sürdürülmesi mümkün değilse, artık ticari işletme devrinden değil, münferit malvarlığı unsurlarının satışından söz edilir ve TBK m. 202 ile TTK m. 11/3 uygulanmaz. Yargıtay, işletmenin özünü oluşturan unsurların devredilip devredilmediğini her somut olayda ayrıca değerlendirmektedir.

İşletmenin devri hâlinde işçilerin durumu ise 4857 sayılı İş Kanunu m. 6 ile düzenlenmiştir: İşyeri veya işyerinin bir bölümü devredildiğinde, devir tarihinde mevcut iş sözleşmeleri bütün hak ve borçlarıyla devralana geçer.

Devir sözleşmesinin şekli, tescil ve ilan

TTK m. 11/3'ün son cümlesi uyarınca devir sözleşmesi yazılı şekilde yapılır ve ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Doktrinde baskın görüş ve uygulama, yazılı şeklin geçerlilik şartı olduğu yönündedir. Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 133 vd. hükümleri, tescil sürecinin ayrıntılarını düzenler:

  • Devir sözleşmesi, devredilen işletmenin kayıtlı bulunduğu ticaret sicili müdürlüğüne tescil için sunulur.
  • Tescil ile birlikte devir, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilir.
  • İşletmeye dâhil taşınmazlar, gemiler ve fikrî mülkiyet hakları gibi özel sicillere kayıtlı unsurlar bakımından, sicil müdürlüğü devri ilgili sicillere derhâl bildirir; bu unsurların devri ilgili sicillere de yansıtılır.

Tescil ve ilanın en önemli işlevi, TBK m. 202 bakımından sorumluluğun başlangıç anını belirlemesidir. Ticari işletmelerde borçların devralana geçişi, devrin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilanı ile hüküm ifade eder.

Devralanın borçlardan sorumluluğu

TBK m. 202/1 uyarınca bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesi'nde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, işletmenin borçlarından alacaklılara karşı sorumlu olur. Bu sorumluluğun temel özellikleri şunlardır:

  • Sorumluluk kanundan doğar; alacaklıların rızasına veya ayrıca bir borç üstlenme sözleşmesine gerek yoktur.
  • Devralan, yalnızca bildiği borçlardan değil, devir anında mevcut olan tüm işletme borçlarından sorumludur. Devir sözleşmesinde bazı borçların kapsam dışı bırakılması alacaklılara karşı hüküm ifade etmez.
  • Bildirim veya ilan yapılmadıkça borçlar devralana geçmez; ancak Yargıtay uygulamasında, alacaklının devri başka yoldan öğrenmiş olması hâlinde de dürüstlük kuralı çerçevesinde devralana başvurabileceği kabul edilmektedir.

"6098 sayılı TBK'nın 202. maddesi uyarınca bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan kimse, bunu alacaklılara bildirdiği veya ilan ettiği tarihten itibaren işletmenin borçlarından sorumlu hâle gelir; bununla birlikte devreden, mevcut borçlardan iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu olmaya devam eder. Anılan hüküm alacaklıları koruyucu nitelikte emredici bir düzenleme olup, taraflar arasındaki devir sözleşmesinde borçların devir kapsamı dışında tutulmuş olması alacaklıya karşı ileri sürülemez." (Yargıtay 11. HD, E. 2019/2782 K. 2020/4951, T. 10.11.2020)

Devredenin iki yıllık müteselsil sorumluluğu

TBK m. 202/2, alacaklıların devir nedeniyle güvence kaybına uğramasını önlemek amacıyla devredenin sorumluluğunu belirli bir süre daha devam ettirir. Buna göre devreden, devralanla birlikte iki yıl süreyle müteselsilen sorumludur. Sürenin başlangıcı borcun niteliğine göre değişir:

  • Muaccel borçlar için süre, bildirme veya ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar.
  • Henüz muaccel olmayan borçlar için süre, borcun muaccel olduğu tarihten itibaren işler.

Bu iki yıllık süre, zamanaşımı süresi değil hak düşürücü süre niteliğindedir; hâkim tarafından resen dikkate alınır. Süre dolduktan sonra alacaklı yalnızca devralana başvurabilir. Müteselsil sorumluluk sayesinde alacaklı, iki yıllık süre içinde dilerse devredene, dilerse devralana, dilerse her ikisine birden başvurarak alacağının tamamını talep edebilir.

Ayrıca TBK m. 202/3 uyarınca, borçların devralana geçmesine ilişkin sonuçlar, bildirme veya ilan yapılmadıkça doğmaz; taraflar arasındaki devir sözleşmesi tek başına alacaklılar bakımından sonuç doğurmaz.

Alacaklıların korunmasına yönelik diğer mekanizmalar

İşletme devrinde alacaklıları koruyan düzenlemeler TBK m. 202 ile sınırlı değildir:

  • Muvazaa ve alacaklılardan mal kaçırma: Devir, alacaklılardan mal kaçırma amacıyla yapılmışsa, alacaklılar 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 277 vd. uyarınca tasarrufun iptali davası açabilir.
  • Vergi borçları: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m. 328 ve 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde devralanın vergi borçlarından sorumluluğu ayrıca değerlendirilir.
  • Rekabet yasağı: Devreden, dürüstlük kuralı gereği devrettiği işletmenin müşteri çevresini boşaltacak şekilde rekabet edemez; uygulamada devir sözleşmelerine açık rekabet yasağı kayıtları konulması yaygındır.

Uygulamada dikkat edilmesi gereken hususlar

Ticari işletme devri sürecinde tarafların özellikle şu noktalara özen göstermesi gerekir:

  1. Devir sözleşmesi mutlaka yazılı yapılmalı; devredilen ve devir dışı bırakılan unsurlar açık ve eksiksiz biçimde envanterle belirlenmelidir.
  2. Devir, ticaret siciline tescil ettirilmeli ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmelidir; ilan tarihi, sorumluluğun başlangıcı bakımından belirleyicidir.
  3. Devralan, kapsamlı bir hukuki ve mali inceleme (due diligence) yaparak işletmenin mevcut ve muhtemel borçlarını tespit etmelidir; zira bilinmeyen borçlardan da sorumluluk doğar.
  4. İç ilişkide borç paylaşımı yapılacaksa, devir bedeline ve rücu ilişkisine dair hükümler sözleşmede ayrıntılı olarak düzenlenmelidir.
  5. Taşınmaz, marka, patent ve araç gibi özel sicile tabi unsurların ilgili sicillerde devralan adına kaydının tamamlandığı takip edilmelidir.

Sonuç olarak ticari işletmenin devri, TTK m. 11/3'ün sağladığı bütünsel devir kolaylığı ile TBK m. 202'nin alacaklıları koruyan sorumluluk rejiminin kesiştiği, dikkatle yürütülmesi gereken bir işlemdir. Devralanın kanun gereği tüm işletme borçlarından sorumlu olması ve devredenin iki yıl süren müteselsil sorumluluğu, sürecin her aşamasında hukuki danışmanlık alınmasını gerektirir.

ticari işletmeişletme devriTBK 202TTK 11müteselsil sorumlulukticaret sicili
İlgili mevzuat
  • 6102 sayılı TTK m. 11/3
  • 6098 sayılı TBK m. 202
  • 4857 sayılı İş Kanunu m. 6
  • Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 133 vd.
  • 2004 sayılı İİK m. 277 vd.
İlgili içtihat
  • Yargıtay 11. HD, E. 2019/2782 K. 2020/4951, T. 10.11.2020
  • Yargıtay 23. HD, E. 2016/4587 K. 2019/3312, T. 17.09.2019
  • Yargıtay HGK, E. 2017/19-903 K. 2020/1024, T. 15.12.2020

Sık sorulan sorular

Ticari işletmenin devri için hangi şekil şartı aranır?
TTK m. 11/3 uyarınca devir sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması, ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi gerekir. Baskın görüşe göre yazılı şekil geçerlilik şartıdır; sözlü yapılan devir sözleşmesi geçersizdir.
Devralan, işletmenin bilmediği borçlarından da sorumlu olur mu?
Evet. TBK m. 202 uyarınca devralan, devir anında mevcut olan tüm işletme borçlarından, bunları bilip bilmediğine bakılmaksızın sorumludur. Bu nedenle devir öncesinde kapsamlı bir mali ve hukuki inceleme yapılması büyük önem taşır.
Devredenin sorumluluğu ne zaman sona erer?
Devreden, muaccel borçlar için bildirim veya ilan tarihinden, henüz muaccel olmayan borçlar için muacceliyet tarihinden itibaren iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumludur. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve sonunda devredenin sorumluluğu kendiliğinden sona erer.
Devir sözleşmesinde bazı borçların kapsam dışı bırakılması alacaklıları bağlar mı?
Hayır. TBK m. 202 alacaklıları koruyan emredici bir hükümdür. Taraflar iç ilişkide borç paylaşımı yapabilir; ancak bu anlaşma alacaklılara karşı ileri sürülemez. Alacaklı, kapsam dışı bırakılan borç için de devralana başvurabilir; devralan ödediği tutar için sözleşmeye dayanarak devredene rücu edebilir.
İşletme devri hâlinde çalışanların iş sözleşmeleri ne olur?
4857 sayılı İş Kanunu m. 6 uyarınca işyerinin devri hâlinde mevcut iş sözleşmeleri, tüm hak ve borçlarıyla birlikte kendiliğinden devralana geçer. Devir tek başına işçiye haklı fesih imkânı vermez; kıdeme bağlı haklar bakımından işçinin devredenin yanında geçen çalışma süresi de dikkate alınır.
Borçların devralana geçmesi hangi anda gerçekleşir?
Ticari işletmelerde borçlar, devrin alacaklılara bildirildiği veya Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği tarihte devralana geçer. Bildirim veya ilan yapılmadıkça borçların geçişine ilişkin sonuçlar doğmaz.

§Bu platformdaki içerik ve hesaplamalar bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.