Tüm kanunlar
1136 sayılı Kanun · RG 07.04.1969/13168

Avukatlık Kanunu

Avukatlık mesleğinin niteliğini, avukatların hak ve yükümlülüklerini, mesleğe kabul şartlarını, büro edinme, dava alma, ücret ve disiplin konularını düzenleyen kanundur. Avukatlığın kamu hizmeti ve serbest meslek niteliğini esas alır.

21 madde
Madde 1

Avukatlığın mahiyeti

Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir.

Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.

Madde 2

Avukatlığın amacı

Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.

Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.

Madde 34

Avukatların hak ve ödevleri

Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.

Madde 35

Yalnız avukatların yapabileceği işler

Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir.

Baroda yazılı avukatlar birinci fıkradakiler dışında kalan resmi dairelerdeki bütün işleri de takip edebilirler.

(Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/326 md.) Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir. Ancak, Türk Ticaret Kanununun 272 nci maddesinde ön görülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır. Bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verilir. Verilen idarî para cezalarına dair kararlar ilgililere 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.

Hukuk ve Ceza Muhakemeleri Usulleri kanunları ile diğer kanun hükümleri saklıdır.

Madde 35/A

Uzlaşma sağlama

Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler. Karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma konusunu, yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken hususları içeren tutanak, avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına alınır. Bu tutanaklar 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesi anlamında ilam niteliğindedir.

Madde 36

Sır saklama

Avukatların, kendilerine tevdi edilen veya gerek bu suretle gerekse bu Kanun ve diğer kanunlar dolayısıyla öğrendikleri hususları açığa vurmaları yasaktır.

Avukatların birinci fıkrada yazılı hususlar hakkında tanıklık edebilmeleri, iş sahibinin muvafakatını almış olmalarına bağlıdır. Ancak, bu halde dahi avukat tanıklık etmekten çekinebilir. Çekinme hakkının kullanılması hukuki ve cezai sorumluluk doğurmaz.

Yukarıki hükümler, Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği ve barolardan sorulacak hususlar hakkında uygulanmaz.

Madde 37

İşin reddi zorunluğu

Avukat, kendisine teklif olunan işi sebep göstermeden reddedebilir. Reddin, iş sahibine gecikmeden bildirilmesi zorunludur.

İşi iki avukat tarafından reddolunan kimse, kendi baro başkanına başvurarak bir avukatın kendisine tayin edilmesini isteyebilir. Şu kadar ki, bunun için o kimsenin durumunun 176 ncı maddede yazılı hükümlere uygun bulunması gereklidir.

Baro başkanı, tensip edeceği bir avukatı bu işi ücreti karşılığında takip etmekle görevlendirir. Baro başkanının tayin ettiği avukat, işi sebep göstermeden reddedemez. Ancak, 38 ve 42 nci maddelerde yazılı sebepler burada da uygulanır.

Madde 38

İşin reddi zorunluluğu

Avukat;

a) Kendisine yapılan teklifi yolsuz veya haksız görür yahut sonradan yolsuz veya haksız olduğu kanısına varırsa,

b) Aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa,

c) Evvelce hakim, hakem, Cumhuriyet savcısı, bilirkişi veya memur olarak o işte görev yapmış olursa,

d) Kendisinin düzenlediği bir senet veya sözleşmenin hükümsüzlüğünü ileri sürerek dönmek isteyen tarafın avukatlığını deruhte etmek istemesi halinde,

e) Görmekte olduğu bir dava veya takipte müvekkilinin menfaati ile kendi şahsi menfaati arasında bir çatışma bulunması halinde,

teklifi reddetmek zorunluğundadır.

Bu yasak, avukatların ortaklarını ve yanlarında çalıştırdıkları avukatları da kapsar.

Madde 40

Zamanaşımı

İş sahibi tarafından sözleşmeye dayanılarak avukata karşı ileri sürülen tazminat istekleri, bu hakkın doğduğunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde zararı doğuran olaydan itibaren beş yıl geçmekle düşer.

Madde 46

Büro edinme zorunluğu, dosya ve dava takibi

Avukat, işlerini kendi sorumluluğu altındaki bürosunda yürütür. Büro edinmeden avukatlık yapılamaz. Avukatın başkası ile birlikte kullandığı bürosu, aynı zamanda özel amaçlarla kullanılamaz.

Avukat, kendisine ait vekaletname ve dava dosyalarını, işin sonuçlanmasından itibaren en az üç yıl saklamak zorundadır. Süresinde aranmayan evrak ve dosyalar, avukat tarafından her türlü sorumluluktan kurtulmak üzere baro başkanlığına tevdi olunabilir.

Avukat veya stajyer, vekâlet aldığı işlerde, iş sahibinin yazılı olurunu almak ve avukatlık ücret sözleşmesi ile takip ettiği işin sonucundan doğacak avukatlık ücreti ile masraf alacaklarının teminatını teşkil etmek üzere, mahkemelerce hükmedilen tutar ile aidat, harç ve masraflar dâhil, kendisine ödenmesi gereken diğer alacaklarının tahsili amacıyla, iş sahibinin adına gelen para ve kıymetli evrakı vekâlet ilişkisi içerisinde alabilir; bunları avukatlık ücret sözleşmesinde belirtildiği şekilde iş sahibine öder.

Avukat, iş sahibi tarafından yatırılması gereken tutarları avukatlık ücret sözleşmesinde belirtildiği şekilde iş sahibinden isteyebilir.

Madde 62

Görevi kötüye kullanma suçu

Bu Kanun ve diğer kanunlar gereğince avukat sıfatı ile veya Türkiye Barolar Birliğinin yahut baroların organlarında görevli olarak kendisine verilmiş bulunan görev ve yetkiyi ihmal veya kötüye kullanan avukat Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesi hükümlerine göre cezalandırılır.

Madde 76

Baroların kuruluş ve nitelikleri

Barolar; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.

Barolar, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.

Madde 163

Avukatlık sözleşmesinin kapsamı

Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsaması gerekir. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir.

Avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir. İfa edilmiş sözleşmenin geçersizliği ileri sürülemez. Yokluk halleri hariç, avukatlık sözleşmesinin bir hükmünün geçersizliği, bu sözleşmenin tümünü geçersiz kılmaz.

Madde 164

Avukatlık ücreti

Avukatlık ücreti, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder.

Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.

İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz.

Avukatlık asgari ücret tarifesi altında vekalet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durumun baro yönetim kuruluna bildirilmesi zorunludur.

Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.

Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.

Madde 165

Ücretten dolayı müteselsil sorumluluk

İş sahibinin birden çok olması halinde bunlardan her biri, sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar.

Madde 166

Avukatlık ücret sözleşmesinin yapılması

Avukatlık ücret sözleşmesinin belli bir zamanda yapılması zorunlu değildir. Şu kadar ki, iş sahibiyle avukat arasındaki sözleşmenin, işin bitiminden sonra ve fakat vekaletnamenin geri alınmasından önce yazılı olarak yapılmış bulunması gerekir. Aksi halde sözleşme yazılı yapılmamış sayılır.

Madde 168

Avukatlık ücretinin asgari haddi

Baroların yönetim kurulları, her yıl eylül ayı sonuna kadar, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretlerinin asgari hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderirler.

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca; baroların teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. Bu tarife, Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu tarife, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. Onaylanan ve onaylanmış sayılan tarifeler Resmi Gazetede yayımlanır.

Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.

Madde 171

Avukatın hakları

Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.

Verilen vekaletnamede özel yetki verilmesi gereken hallerde, avukatın müvekkili adına uzlaşabilmesi, davayı kabul veya davadan feragat edebilmesi için, avukatlık sözleşmesinde özel yetki verilmesi gereklidir.

Avukat, aksine sözleşme olsa bile, dava sonuçlanıncaya kadar ücretinin ödenmemesi halinde işi bırakabilir. Şu kadar ki, işin bırakılması durumunun, iş sahibine yazılı olarak bildirilmesi gerekir.

Madde 172

Aynı işi birden fazla avukatın takip etmesi

İş sahibi, ilk anlaşmayı yaptığı avukatının yazılı muvafakati ile başka avukatları da işin kovuşturma ve savunmasına katabilir.

İş sahibi, ilk anlaşmayı yaptığı avukatın muvafakatını sağlayamazsa, kendisine bir başka avukat tutmakta serbesttir. Ancak, bu takdirde ilk avukatın ücret hakkı korunur. İş birden çok avukat tarafından birlikte takip edilmişse, iş sahibi bunlardan yalnız birine karşı sözleşmeyi bozarsa, diğerlerine karşı da sözleşme bozulmuş sayılır.

Madde 174

Avukatlık ücretini alacağı işi başka avukata gördürmek

Üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret isteyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır.

Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.

Her ne şekilde olursa olsun avukatla iş sahibi arasında yapılan sözleşme uyarınca sonucun avukatın çalışmasından doğması halinde, işin sonuçlanmasından önce yapılan azil veya işten çekilme, avukatın ücret hakkını etkilemez.

Avukatlık ücretini kısmen veya tamamen almış olan avukat, herhangi bir sebeple işi takipten vazgeçer veya işi bırakırsa, o zamana kadar yaptığı işlemlerin karşılığından fazla olarak aldığı ücreti geri vermek zorundadır.

Madde 176

Adli yardımın konusu

Bu bölümde yazılı adli yardım, avukatlık ücretlerini ve diğer yargılama giderlerini karşılama olanağı bulunmayanlara bu Kanunda yazılı avukatlık hizmetlerinin sağlanmasıdır.

Adli yardım, isteği kabul edilenlere, avukatlık hizmetlerinin ücretsiz olarak verilmesini kapsar.