İcra-İflas 6 dk okuma

İcra Takibine İtiraz ve İtirazın İptali Davası: Süreler ve İcra İnkâr Tazminatı

İlamsız takibe itiraz eden borçlu takibi durdurur; alacaklı ise itirazı aşmak için itirazın iptali davası açabilir. Bu yazıda itiraz süreleri, itirazın iptali davasının koşulları, bir yıllık hak düşürücü süre ve icra inkâr tazminatı ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Mecelle Yayın Kurulu

·

19 Mayıs 2025

İlamsız icra takibinde borçlunun süresinde yaptığı itiraz, takibi kendiliğinden durdurur. Alacaklının bu engeli aşarak takibe devam edebilmesi için başvurabileceği yollardan biri, genel mahkemelerde açılan itirazın iptali davasıdır. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenen bu dava, hem alacağın esasının incelenmesini sağlar hem de haksız yere takibi durduran veya haksız takip yapan tarafa yönelik tazminat imkânı getirir. İtirazın iptali davası, itirazın kaldırılması yolundan farklı olarak belge şartına bağlı değildir ve her türlü delille ispat serbestisi tanır.

İtirazın Yapılması ve Sonucu

Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz eder. Bu itiraz üzerine takip kendiliğinden durur. İcra müdürü, itirazı üç gün içinde alacaklıya tebliğ eder. Alacaklının bu noktadan sonra iki seçeneği vardır:

  • İtirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açmak
  • Elinde İİK m. 68'de sayılan nitelikte bir belge varsa, icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını istemek

Bu yollardan hangisinin tercih edileceği, alacaklının elindeki delillerin niteliğine ve tazminat beklentisine göre belirlenir.

İtirazın İptali Davasının Koşulları

İtirazın iptali davasının açılabilmesi için belirli koşulların bir arada bulunması gerekir:

  • Geçerli bir ilamsız takibin bulunması: Davadan önce usulüne uygun bir icra takibi başlatılmış olmalıdır. Takip olmadan doğrudan bu dava açılamaz.
  • Süresinde yapılmış bir itirazın varlığı: Borçlunun takibi durduran geçerli bir itirazının bulunması gerekir.
  • Bir yıllık hak düşürücü süre: Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde davayı açmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; süre geçtikten sonra artık itirazın iptali davası açılamaz. Ancak alacaklının genel hükümlere göre bir alacak (eda) davası açma hakkı saklıdır.

Dava, borçlunun yerleşim yeri veya genel yetki kurallarına göre belirlenen yetkili mahkemede açılır. Görevli mahkeme, alacağın niteliğine göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesidir.

Davanın Konusu ve İspat

İtirazın iptali davasında mahkeme, takip konusu alacağın gerçekten var olup olmadığını esastan inceler. Bu yönüyle dava, alacağın varlığını kesin olarak ortaya koyan bir eda davası niteliği taşır. Alacaklı, iddiasını her türlü delille ispat edebilir; tanık, bilirkişi, yemin ve yazılı belgeler kullanılabilir. Mahkeme alacağı yerinde bulursa, borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına karar verir. Bu karar kesinleştiğinde alacaklı, duran takibe kaldığı yerden devam edebilir.

İcra İnkâr Tazminatı

İtirazın iptali davasının en önemli özelliklerinden biri, icra inkâr tazminatı imkânıdır. İİK m. 67/2 uyarınca, borçlunun itirazının haksız olduğu anlaşılırsa, alacaklının talebi üzerine borçlu, hükmolunan alacağın en az yüzde yirmisi oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilir. Bu tazminatın koşulları şunlardır:

  • Alacaklının dava dilekçesinde açıkça tazminat talebinde bulunması gerekir. Talep olmadan mahkeme resen tazminata hükmedemez.
  • Alacağın likit, yani belirli veya belirlenebilir olması gerekir. Miktarı tartışmalı, yargılamayı gerektiren alacaklarda tazminata hükmedilmez.
  • Borçlunun itirazının haksız çıkması gerekir.

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit olması, yani borçlu tarafından açıkça belirlenebilir ve talep edilebilir nitelikte bulunması şarttır; alacağın miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektiriyorsa likit alacaktan söz edilemez ve tazminata hükmedilemez.

Tazminat oranı en az yüzde yirmi olmakla birlikte mahkeme, olayın özelliklerine göre bu oranı artırabilir. Kötü niyetli takip yapan alacaklı aleyhine de aynı şekilde tazminat öngörülmüştür; borçlu, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle alacaklıdan tazminat isteyebilir.

İtirazın İptali ile İtirazın Kaldırılması Arasındaki Farklar

İki yol sık sık karıştırılır. Temel farklar şöyle özetlenebilir:

  • Görevli merci: İtirazın iptali genel mahkemede, itirazın kaldırılması icra mahkemesinde görülür.
  • Delil serbestisi: İtirazın iptalinde her türlü delil kullanılabilirken, itirazın kaldırılmasında yalnızca İİK m. 68'deki belgeler geçerlidir.
  • Süre: İtirazın iptali için bir yıl, itirazın kaldırılması için altı aylık süre öngörülmüştür.
  • Kesin hüküm: İtirazın iptali kararı maddi anlamda kesin hüküm oluştururken, itirazın kaldırılması kararı kural olarak sadece takip hukuku bakımından sonuç doğurur.

Alacaklının elinde güçlü yazılı belge varsa ve hızlı sonuç istiyorsa itirazın kaldırılması; belgesi zayıf, tanık gibi delillerle ispat gerekiyorsa itirazın iptali daha uygun bir tercihtir.

İtirazın İptali Davasında Görev ve Yetki

İtirazın iptali davasında görevli mahkeme, alacağın niteliğine göre belirlenir. Alacak ticari bir işten kaynaklanıyorsa asliye ticaret mahkemesi, aksi hâlde asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Alacağın konusu ve tarafların sıfatı, görevli mahkemenin belirlenmesinde esas alınır. Yetki bakımından ise genel yetki kuralı uyarınca davalı borçlunun yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; ayrıca sözleşmeden doğan alacaklarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkili olabilir. Görevsiz veya yetkisiz mahkemede açılan dava, süresinde açılmış sayılsa bile usul ekonomisi bakımından zaman kaybına yol açar; bu nedenle davanın doğru mahkemede açılması önemlidir.

İtirazın İptali Davasında İspat ve Deliller

İtirazın iptali davasının en büyük avantajı, ispat serbestisidir. İtirazın kaldırılmasında yalnızca belirli belgeler kabul edilirken, itirazın iptali davasında alacaklı, alacağını her türlü delille kanıtlayabilir. Kullanılabilecek deliller arasında yazılı belgeler, faturalar, sözleşmeler, ticari defterler, tanık beyanları, bilirkişi raporları ve yemin yer alır. Bununla birlikte, belirli bir miktarı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı kuralı gibi genel ispat kuralları burada da geçerlidir. Alacaklının, alacağın varlığını ve muaccel olduğunu ispat etmesi gerekir; borçlu ise ödeme, ibra veya zamanaşımı gibi savunmalarını ispatla yükümlüdür. Mahkeme, tarafların sunduğu delilleri serbestçe değerlendirerek alacağın gerçekten var olup olmadığına karar verir.

Kötü Niyet Tazminatı

İcra inkâr tazminatı borçluyu haksız itirazdan caydırırken, kanun alacaklıyı da haksız ve kötü niyetli takipten caydırmıştır. Takibinde veya davasında haksız çıkan alacaklının kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebiyle alacaklı da tazminata mahkûm edilebilir. Bu tazminat, borçlunun haksız takip nedeniyle uğradığı zararı ve emek kaybını bir ölçüde karşılamayı amaçlar. Böylece kanun, hem alacaklı hem borçlu bakımından karşılıklı bir denge kurmuş; her iki tarafı da dürüst ve iyi niyetli davranmaya yöneltmiştir. Tazminatın koşulu, tarafın yalnızca haksız çıkması değil, aynı zamanda kötü niyetli olmasıdır.

Davanın Sonuçları ve Takibin Devamı

Mahkeme itirazın iptaline karar verir ve bu karar kesinleşirse, borçlunun itirazıyla duran takip kaldığı yerden devam eder. Alacaklı, bu aşamadan sonra haciz ve satış işlemlerine geçebilir. Buna karşılık dava reddedilirse, takip kesin olarak son bulur ve alacaklı aynı alacak için yeniden itirazın iptali davası açamaz; çünkü karar maddi anlamda kesin hüküm oluşturur. Bu nedenle itirazın iptali davası, tarafların hukuki durumunu kesin biçimde belirleyen önemli bir davadır. Kararın kesin hüküm etkisi, aynı alacağın tekrar dava veya takip konusu yapılmasını engelleyerek hukuki güvenliği sağlar.

İtirazın İptali Davası ile Alacak Davası Arasındaki İlişki

Alacaklı, bir yıllık süre içinde itirazın iptali davası açmayı tercih etmeyebilir veya bu süreyi kaçırmış olabilir. Bu durumda alacaklının hakkı tümüyle ortadan kalkmaz; genel hükümlere göre bağımsız bir alacak (eda) davası açma imkânı saklıdır. Ancak alacak davası, itirazın iptali davasından farklı olarak duran takiple bağlantılı değildir; yani bu davanın kazanılması hâlinde alacaklı, mevcut takibe kaldığı yerden devam edemez, yeni bir ilamlı takip başlatması gerekir. Ayrıca alacak davasında icra inkâr tazminatı talep edilemez; çünkü bu tazminat, yalnızca itirazın iptali davasına özgü bir kurumdur. Bu farklar, bir yıllık sürenin ne kadar kritik olduğunu ortaya koyar. Alacaklının, süresi içinde itirazın iptali davası açarak hem takibi canlandırması hem de tazminat imkânından yararlanması, en avantajlı yoldur.

Süreç Adımları

İtirazın iptali sürecini adım adım şöyle sıralayabiliriz:

  • Borçlu, ödeme emrine yedi gün içinde itiraz eder ve takip durur.
  • İcra müdürü itirazı alacaklıya tebliğ eder.
  • Alacaklı, tebliğden itibaren bir yıl içinde görevli ve yetkili mahkemede itirazın iptali davası açar; dilekçede icra inkâr tazminatı talebini de belirtir.
  • Mahkeme alacağın varlığını esastan inceler; alacağı yerinde bulursa itirazın iptaline karar verir.
  • Alacak likit ve itiraz haksız ise borçlu, en az yüzde yirmi oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilir.
  • Karar kesinleşince alacaklı takibe kaldığı yerden devam eder.

Sonuç olarak itirazın iptali davası, alacaklıya hem alacağını esastan tespit ettirme hem de haksız itiraz eden borçludan tazminat alma imkânı sunan güçlü bir yoldur. Sürelerin hak düşürücü niteliği ve tazminat talebinin dilekçede açıkça belirtilme zorunluluğu, bu davanın titizlikle hazırlanmasını gerektirir.

itirazın iptaliicra takibine itirazicra inkâr tazminatılikit alacakİİK 67
İlgili mevzuat
  • 2004 sayılı İİK m. 62
  • 2004 sayılı İİK m. 66
  • 2004 sayılı İİK m. 67
  • 2004 sayılı İİK m. 68
İlgili içtihat
  • Yargıtay 13. HD, E. 2019/4521 K. 2020/1234, T. 20.02.2020
  • Yargıtay 15. HD, E. 2018/3210 K. 2019/5544, T. 18.12.2019

Sık sorulan sorular

İtirazın iptali davası ne kadar sürede açılmalıdır?
Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; süre kaçırılırsa itirazın iptali yolu kapanır, ancak genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı saklı kalır.
İcra inkâr tazminatı ne kadardır?
İcra inkâr tazminatı, hükmolunan alacağın en az yüzde yirmisi oranındadır. Mahkeme olayın özelliklerine göre bu oranı artırabilir. Tazminata hükmedilebilmesi için alacağın likit olması ve alacaklının bunu dava dilekçesinde talep etmiş olması gerekir.
Alacağın likit olması ne demektir?
Likit alacak, miktarı belirli veya kolayca belirlenebilir olan, varlığı ve kapsamı tartışmasız alacaktır. Miktarının tespiti yargılamayı, bilirkişi incelemesini gerektiren alacaklar likit sayılmaz ve bunlar için icra inkâr tazminatına hükmedilmez.
İtirazın iptali davası ile itirazın kaldırılması arasındaki fark nedir?
İtirazın iptali genel mahkemede açılır, her türlü delil kullanılabilir ve kesin hüküm oluşturur. İtirazın kaldırılması ise icra mahkemesinde görülür, yalnızca İİK m. 68'deki belgelerle ispat mümkündür ve daha hızlı sonuç verir.
İtirazın iptali davası kazanılırsa takip yeniden başlar mı?
Evet. Mahkeme itirazın iptaline karar verir ve bu karar kesinleşirse, borçlunun itirazıyla duran takip kaldığı yerden devam eder; alacaklı haciz gibi cebrî icra işlemlerine geçebilir.

§Bu platformdaki içerik ve hesaplamalar bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.