İlamsız icra takibinde borçlunun itirazı takibi durdurur. Alacaklının bu itirazı aşmak için başvurabileceği iki temel yol vardır: genel mahkemede itirazın iptali davası açmak veya icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını istemek. İtirazın kaldırılması, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 68 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, belge şartına bağlı, hızlı ve dar kapsamlı bir yoldur. Bu yolun temel mantığı şudur: Alacaklının elinde kanunun aradığı nitelikte güçlü bir belge varsa, uzun süren bir yargılamaya gerek kalmadan icra mahkemesi itirazı ortadan kaldırır ve takibin devamına imkân tanır.
İtirazın Kaldırılmasının İki Türü
İtirazın kaldırılması, alacaklının dayandığı belgenin niteliğine göre iki başlık altında incelenir:
- İtirazın kesin olarak kaldırılması (İİK m. 68): Alacaklının elinde imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe onaylı bir senet ya da resmî belge bulunması hâlinde uygulanır.
- İtirazın geçici olarak kaldırılması (İİK m. 68/a): Takip, borçlu tarafından imzası inkâr edilen adi bir senede dayanıyorsa ve borçlu imzaya itiraz etmişse gündeme gelir.
Her iki yolda da başvuru icra mahkemesine yapılır ve alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde talepte bulunmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.
İtirazın Kesin Kaldırılması ve İİK 68 Belgeleri
İtirazın kesin kaldırılması için alacağın, kanunda sınırlı sayıda gösterilen belgelerden birine dayanması gerekir. İİK m. 68'de sayılan bu belgeler şunlardır:
- İmzası ikrar edilmiş adi senet
- Noter huzurunda düzenlenmiş veya onaylanmış senetler ve belgeler
- Resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dâhilinde ve usulüne uygun olarak verdikleri belgeler
- Kredi kurumlarıyla ilgili belgeler bakımından kanunda öngörülen özel belgeler
Borçlu, bu belgelerdeki imza veya mührün kendisine ait olduğunu ikrar etmiş ancak borcun ödendiğini, ertelendiğini veya alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürüyorsa, bu iddialarını yine aynı kuvvette belgelerle ispat etmek zorundadır. Aksi hâlde mahkeme itirazın kesin olarak kaldırılmasına karar verir. İtirazın kesin kaldırılması kararı, borçlunun itirazını ortadan kaldırır ve takip kesinleşir.
İtirazın Geçici Kaldırılması
Takip adi bir senede dayanıyor ve borçlu senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürüyorsa, itirazın geçici kaldırılması yoluna gidilir. Bu durumda icra mahkemesi, imza incelemesi yaparak senetteki imzanın borçluya ait olup olmadığını araştırır. İnceleme sonucunda imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa, mahkeme itirazın geçici olarak kaldırılmasına karar verir ve borçluyu, senedin niteliğine ve durumun özelliklerine göre sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde onundan aşağı olmamak üzere para cezasına mahkûm eder.
Geçici kaldırma kararı üzerine borçlu, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde borçtan kurtulma davası açabilir. Bu dava genel mahkemede açılır ve alacağın esası burada incelenir. Borçlu bu davayı açmaz veya açtığı davayı kaybederse, geçici kaldırma kesinleşir ve takip devam eder.
Yargıtay uygulamasında, itirazın kaldırılması talebinde icra mahkemesinin yalnızca İİK m. 68 ve 68/a kapsamındaki belgelerle sınırlı bir inceleme yapabileceği, alacağın esasına ilişkin ve yargılamayı gerektiren uyuşmazlıkların bu dar yetkili incelemede çözülemeyeceği, bu tür uyuşmazlıkların ancak genel mahkemede görülecek davada karara bağlanabileceği vurgulanmaktadır.
Süreç Adımları
İtirazın kaldırılması sürecini adım adım şöyle özetleyebiliriz:
- Borçlu, ödeme emrine yedi gün içinde itiraz eder ve takip durur.
- Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesine itirazın kaldırılması için başvurur.
- Alacaklı, alacağını İİK m. 68 veya 68/a'da sayılan nitelikte bir belgeye dayandırır.
- İcra mahkemesi belge üzerinde ve dar kapsamlı inceleme yapar; gerekirse imza incelemesi yaptırır.
- Belge yeterliyse itirazın kesin veya geçici kaldırılmasına karar verilir.
- Geçici kaldırmada borçlu, yedi gün içinde borçtan kurtulma davası açabilir.
İcra İnkâr Tazminatı ve Karşı Tazminat
İtirazın kaldırılması aşamasında da tazminat imkânı vardır. İtirazın kaldırılması talebinin kabulü hâlinde, alacaklının talebi üzerine borçlu, alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilebilir. Bunun için alacağın likit olması ve tazminatın açıkça talep edilmesi gerekir. Buna karşılık talep reddedilirse, alacaklı da borçlu lehine benzer bir tazminata mahkûm edilebilir. Bu karşılıklı tazminat düzeni, tarafları haksız takip ve haksız itirazdan caydırmayı amaçlar.
Hangi Yol Seçilmeli?
Alacaklı, elindeki belgenin niteliğine göre karar vermelidir. Eğer alacak İİK m. 68'de sayılan güçlü bir belgeye dayanıyorsa, itirazın kaldırılması hızlı ve masrafsız bir çözüm sunar. Buna karşılık alacak tanık, fatura, e-posta gibi belgelerle ispat edilecekse, bu deliller icra mahkemesinde dikkate alınmayacağından itirazın iptali davası tercih edilmelidir. Yanlış yol seçimi, sürecin uzamasına ve masrafların artmasına yol açacağından, başvurudan önce elde bulunan belgelerin niteliği dikkatle değerlendirilmelidir. Sürecin teknik yapısı ve belge şartlarının katılığı nedeniyle bu aşamada hukuki destek almak, hak kayıplarını önlemek açısından önemlidir.
Borçlunun İtirazın Kaldırılmasına Karşı Savunmaları
İtirazın kaldırılması talebiyle karşılaşan borçlu savunmasız değildir. Borçlu, alacaklının dayandığı belgenin İİK m. 68 kapsamında geçerli bir belge olmadığını ileri sürebilir. Ayrıca borcun ödendiğini, ertelendiğini, takas edildiğini veya alacağın zamanaşımına uğradığını da savunabilir. Ancak bu savunmalarını yine aynı kuvvette, yani icra mahkemesinin kabul edebileceği nitelikte belgelerle ispatlamak zorundadır. Örneğin borcun ödendiğini ileri süren borçlu, bunu makbuz veya banka dekontu gibi belgelerle kanıtlamalıdır. Sözlü beyan veya tanık, bu aşamada kural olarak dikkate alınmaz. Borçlunun ödeme itirazını belgelendirememesi hâlinde mahkeme, itirazın kaldırılmasına karar verir.
İtirazın Kaldırılması Kararının Etkisi
İtirazın kesin kaldırılması kararı, takip hukuku bakımından itirazı ortadan kaldırır ve takibin devamına imkân tanır. Ancak bu karar, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. Yani borçlu, itirazın kaldırılmasından sonra dahi genel mahkemede menfi tespit veya istirdat davası açarak alacağın gerçekte var olmadığını ileri sürebilir. Bu yönüyle itirazın kaldırılması, alacağın esasını kesin biçimde tespit eden bir karar değil, takibe devam imkânı sağlayan bir karardır. Buna karşılık itirazın iptali davası sonucunda verilen karar, alacağın esasını da kesin olarak çözer. Bu farklılık, iki yol arasındaki en önemli hukuki ayrımlardan biridir.
Kanun Yolları
İcra mahkemesinin itirazın kaldırılması talebi hakkında verdiği kararlara karşı, kanunda öngörülen sınırlar dâhilinde istinaf yoluna başvurulabilir. Belirli bir parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda icra mahkemesinin kararı kesin olabilir; bu sınır her yıl yeniden değerlendirilir. İstinaf incelemesi sonucunda bölge adliye mahkemesi, kararı onayabilir, kaldırabilir veya düzeltebilir. Kanun yollarına başvuru süreleri kısa ve hak düşürücü niteliktedir; bu nedenle karara karşı başvuru yapmak isteyen tarafın süreleri titizlikle takip etmesi gerekir. Süresi içinde başvurulmayan kararlar kesinleşir ve infaz kabiliyeti kazanır.
Uygulamada Sık Karşılaşılan Sorunlar
İtirazın kaldırılması davalarında uygulamada sık karşılaşılan sorunların başında, alacaklının dayandığı belgenin niteliği konusundaki tartışmalar gelir. Özellikle adi senetlerde imzanın ikrar mı yoksa inkâr mı edildiği, sürecin kesin mi geçici mi kaldırma olarak yürütüleceğini belirler. Bir diğer sık sorun, borçlunun ödeme itirazını belgelendirememesidir. Ayrıca faize ve fer'ilere ilişkin belirsizlikler de uyuşmazlık konusu olabilir. Bu sorunların önüne geçmek için alacaklının, takibe başlamadan önce elindeki belgelerin hukuki niteliğini doğru değerlendirmesi; borçlunun ise ödeme ve savunmalarına ilişkin belgeleri düzenli biçimde saklaması önem taşır.
İtirazın Kaldırılmasında Yetki ve Görev
İtirazın kaldırılması talebinde görevli merci, her hâlde icra mahkemesidir. Genel mahkemelerde itirazın kaldırılması istenemez; bu husus kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece resen dikkate alınır. Yetkili icra mahkemesi ise kural olarak takibin yapıldığı, yani ödeme emrini çıkaran icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesidir. İtirazın kaldırılması, dar ve teknik bir inceleme gerektirdiğinden, icra mahkemesi tanık dinleyemez ve yargılamayı gerektiren derinlemesine bir inceleme yapamaz. Mahkeme, yalnızca alacaklının sunduğu belgeler ile borçlunun bunlara karşı sunduğu aynı nitelikteki belgeleri değerlendirir. Bu nedenle tarafların, dayandıkları tüm belgeleri başvuruyla birlikte ve eksiksiz biçimde mahkemeye sunmaları gerekir. Eksik belge veya geç sunulan deliller, hak kaybına yol açabilir. Sürecin bu teknik yapısı, başvurunun baştan doğru hazırlanmasını zorunlu kılar.
- 2004 sayılı İİK m. 68
- 2004 sayılı İİK m. 68/a
- 2004 sayılı İİK m. 69
- 2004 sayılı İİK m. 70
- Yargıtay 12. HD, E. 2020/6789 K. 2021/2345, T. 25.02.2021
- Yargıtay 12. HD, E. 2019/8812 K. 2020/4567, T. 09.07.2020
Sık sorulan sorular
- İtirazın kaldırılması için hangi belgeler gereklidir?
- İtirazın kesin kaldırılması için alacağın; imzası ikrar edilmiş adi senede, noterlikçe onaylı senetlere veya resmî makamların yetkileri dâhilinde verdiği belgelere dayanması gerekir. Bu belgeler İİK m. 68'de sınırlı sayıda sayılmıştır.
- İtirazın kesin ve geçici kaldırılması arasındaki fark nedir?
- Kesin kaldırma, imzası ikrar edilmiş veya resmî nitelikteki belgelere dayanır ve itirazı doğrudan ortadan kaldırır. Geçici kaldırma ise imzası inkâr edilen adi senetlerde uygulanır; mahkeme imza incelemesi yapar ve borçluya borçtan kurtulma davası açma hakkı tanınır.
- İtirazın kaldırılması talebi ne kadar sürede yapılmalıdır?
- Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesine başvurmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; süre geçerse itirazın kaldırılması yolu kapanır.
- Geçici kaldırma kararına karşı borçlu ne yapabilir?
- Borçlu, geçici kaldırma kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde genel mahkemede borçtan kurtulma davası açabilir. Bu davada alacağın esası incelenir.
- İtirazın kaldırılmasında icra inkâr tazminatı istenebilir mi?
- Evet. Talebin kabulü halinde, alacağın likit olması ve açıkça talep edilmiş olması koşuluyla borçlu, alacağın en az yüzde yirmisi oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilebilir. Talep reddedilirse alacaklı da borçlu lehine tazminata mahkûm olabilir.
- İcra mahkemesi alacağın esasını inceleyebilir mi?
- Hayır. İcra mahkemesi yalnızca İİK m. 68 ve 68/a kapsamındaki belgelerle sınırlı, dar bir inceleme yapar. Alacağın esasına ilişkin ve yargılamayı gerektiren uyuşmazlıklar ancak genel mahkemede görülen davada çözülebilir.
§Bu platformdaki içerik ve hesaplamalar bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.