Miras-Tazminat 7 dk okuma

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi: Şekil Şartı, Muvazaa ve Mirasçıların Dava Hakları

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım alacaklısının malvarlığını bakım borçlusuna devretmesi karşılığında ölünceye dek bakılıp gözetilmesini öngören iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Bu yazıda geçerlilik şekli, muvazaa iddiaları ve mirasçıların dava hakları ele alınmaktadır.

Mecelle Yayın Kurulu

·

19 Temmuz 2025

Yaşlılık, hastalık veya bakıma muhtaçlık dönemlerinde kişiler, malvarlıklarını devretmek karşılığında ölünceye kadar bakım ve gözetim güvencesi arayabilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 611 ila 619. maddelerinde düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bu ihtiyaca cevap veren, karşılıklı borç doğuran ve talih niteliği taşıyan bir sözleşmedir. Bakım alacaklısı bir malvarlığı değerini veya belirli malları devrederken, bakım borçlusu onu ölünceye kadar bakıp gözetmeyi taahhüt eder.

Sözleşmenin Temel Unsurları

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi iki tarafa borç yükler. Bakım borçlusunun edimi, alacaklıyı ailesi bireyi gibi kabul ederek konut, beslenme, bakım, sağlık gideri ve manevi destek sağlamaktır. Bakım alacaklısının edimi ise bir malvarlığı değerini, çoğunlukla bir taşınmazı, bakım borçlusuna devretmektir. Sözleşme talih (rizikolu) niteliği taşır; çünkü bakımın süresi, alacaklının ne kadar yaşayacağına bağlı olarak belirsizdir.

TBK m. 611 uyarınca bakım alacaklısı, bakım borçlusuna bir taşınmazını devretmişse, borçlu lehine tapuya kanuni ipotek tescil ettirebilir. Bu düzenleme, alacaklının bakım güvencesini korumaya yöneliktir.

Sözleşmenin talih niteliği, tarafların üstlendikleri riski baştan kabul ettikleri anlamına gelir. Bakım alacaklısının beklenenden çok daha kısa bir süre yaşaması hâlinde bakım borçlusu görece az bir edimle malı kazanabilirken, alacaklının uzun yıllar yaşaması hâlinde borçlu, devraldığı malın değerini aşan bir bakım yükü altına girebilir. Bu belirsizlik, sözleşmenin geçerli biçimde kurulmuş olması kaydıyla tarafların katlandığı olağan bir rizikodur ve tek başına sözleşmenin dengesizliği iddiasına dayanak oluşturmaz.

Geçerlilik Şekli

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi sıkı şekil şartlarına tabidir. TBK m. 612 uyarınca bu sözleşme, miras sözleşmesi biçiminde yapılmadıkça geçerli olmaz. Yani sözleşmenin resmî vasiyetname şeklinde, sulh hâkimi veya noter huzurunda, iki tanığın katılımıyla düzenlenmesi gerekir.

Bu şekil şartı geçerlilik şartıdır; adi yazılı olarak veya tapu memuru önünde satış görünümü altında yapılan devirler, gerçekte ölünceye kadar bakma amacı taşıyorsa şekil yönünden sakat olabilir. Ancak devlet tarafından tanınmış bir bakım kurumu tarafından, yetkili makamların belirlediği koşullara uyularak yapılan bakma sözleşmesinin geçerliliği için yazılı şekil yeterlidir (TBK m. 612/2).

Muvazaa Sorunu

Uygulamada ölünceye kadar bakma sözleşmeleri en çok muvazaa iddialarıyla gündeme gelir. Muvazaa, tarafların gerçek iradeleriyle görünürdeki işlem arasında bilerek yaratılan uyumsuzluktur.

Mirasçıdan Mal Kaçırma Amaçlı Muvazaa

Miras bırakan, saklı paylı mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı ölünceye kadar bakma sözleşmesi görünümü altında devredebilir. Bu durumda görünürdeki bakma sözleşmesinin arkasında gizli bir bağış bulunur.

Yargıtay uygulamasında, bakım alacaklısının ileri yaşı, hastalığı ve bakıma gerçekten muhtaç olup olmadığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile sözleşmeden sonraki fiili bakımın gerçekleşip gerçekleşmediği birlikte değerlendirilerek muvazaa iradesinin varlığı araştırılır.

Muvazaa kanıtlanırsa, görünürdeki bakma sözleşmesi geçersiz sayılır; gizli işlem ise şekil şartlarını taşımadığı için o da geçersiz kalabilir. Böylece taşınmaş terekeye döner ve mirasçıların hakları korunur.

Tarafların Hak ve Yükümlülükleri

Sözleşmenin kurulmasıyla birlikte taraflar için karşılıklı borçlar doğar. Bakım borçlusu, bakım alacaklısını kendi ailesi bireyi gibi kabul ederek konut, beslenme, giyim, sağlık gideri, tedavi ve manevi destek gibi ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür. Bakımın kapsamı, sözleşmeyle serbestçe belirlenebilir; belirlenmemişse tarafların sosyal durumu ve alacaklının ihtiyaçları dikkate alınarak dürüstlük kuralına göre saptanır.

Bakım alacaklısı ise kararlaştırılan malvarlığı değerini bakım borçlusuna devretmekle yükümlüdür. TBK m. 611 uyarınca alacaklı bir taşınmazını devretmişse, bakım borcunu güvence altına almak amacıyla borçludan bu taşınmaz üzerinde kendi lehine kanuni ipotek tesis edilmesini isteyebilir. Bu güvence, borçlunun edimini yerine getirmemesi hâlinde alacaklıyı korur.

Sözleşmenin Sona Ermesi

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, kural olarak bakım alacaklısının ölümüyle sona erer. Ancak bundan önce de çeşitli sona erme hâlleri gündeme gelebilir:

  • Önel vererek fesih: Taraflardan birinin yükümlülüklerini ağır biçimde ihlal etmesi veya edimlerin çekilmez hâle gelmesi durumunda, diğer taraf sözleşmeyi önel vererek feshedebilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
  • Önelsiz fesih: İlişkinin çekilmez hâle gelmesi veya önemli sebeplerin varlığı hâlinde hâkim, sözleşmeyi önel vermeksizin sona erdirebilir; bu durumda hâkim, taraflar arasındaki edim dengesini hakkaniyete göre düzenler.
  • Alacaklının ölümü: Bakım alacaklısının ölümü sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirir. Bu andan itibaren mirasçıların hak ve talepleri gündeme gelir.

Sözleşmenin miras bırakanın ölümünden önce sona ermesi hâlinde, tarafların birbirlerine iade yükümlülükleri ve hakkaniyet denklemi önem kazanır.

Mirasçıların Dava Hakları

Saklı paylı ve diğer mirasçılar, ölünceye kadar bakma sözleşmesine karşı çeşitli hukuki yollara başvurabilir. Başvurulabilecek başlıca davalar şunlardır:

  1. Muvazaa (tapu iptali ve tescil) davası: Sözleşmenin gerçekte bağışı gizlediği iddiasıyla açılır. Bu davada mirasçılar üçüncü kişi konumunda olduklarından her türlü delille muvazaayı ispatlayabilir.
  2. Tenkis davası: Sözleşme gerçek bir bakma sözleşmesi olsa bile, bakım borçlusunun edimi ile aldığı malın değeri arasında aşırı oransızlık varsa, saklı payı zedelenen mirasçılar tenkis talebinde bulunabilir.
  3. Denkleştirme (iade) talebi: Mirasta denkleştirme hükümleri çerçevesinde, mirasçıya sağlanan kazandırmaların terekeye iadesi istenebilir.

Ayrıca sözleşme henüz miras bırakan hayattayken sona erdirilmiş veya ihlal edilmişse, TBK m. 617 uyarınca önel verilerek sözleşmenin feshi ya da bakma sözleşmesinin ölüme bağlı tasarruf hükümlerine göre iptali gündeme gelebilir.

Muvazaa mı Tenkis mi?

Mirasçıların hangi davayı seçeceği, olayın niteliğine göre değişir. İki yol arasındaki ayrım şöyle özetlenebilir:

  • Eğer sözleşme baştan itibaren gerçek bir bakım iradesi taşımıyor, yalnızca mal kaçırmayı gizliyorsa, uygun yol muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davasıdır. Bu davada mirasçılar üçüncü kişi sıfatıyla tanık dâhil her türlü delille muvazaayı ispatlayabilir ve dava sonucunda taşınmaz doğrudan terekeye döner.
  • Buna karşılık sözleşme gerçek bir bakım iradesine dayanıyor, ancak bakım borçlusunun edimi ile aldığı malın değeri arasında saklı payı zedeleyen bir oransızlık varsa, uygun yol tenkis davasıdır. Bu davada bütün sözleşme geçersiz sayılmaz; yalnızca saklı payı aşan kısım tenkise tabi tutulur.

Mirasçının, olayın gelişimine göre bu iki talebi terditli (kademeli) biçimde ileri sürmesi, hak kaybını önlemek açısından yerinde olur. Böylece mahkeme muvazaayı kabul etmese bile saklı pay tenkis yoluyla korunabilir.

Örnek Pay Hesabı

Miras bırakan (A), tek malvarlığı olan 900.000 TL değerindeki taşınmazını, çocuklarından (C)'ye ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devretmiştir. (A)'nın eşi (B) ile üç çocuğu (C, D, E) bulunmaktadır.

  • Eş (B) çocuklarla birlikte mirasçı olduğunda dörtte bir, yani 225.000 TL paya sahiptir. Kalan 675.000 TL üç çocuk arasında paylaşılır; her çocuğun yasal payı 225.000 TL olur.
  • Altsoyun saklı payı yasal payın yarısıdır. (D) ve (E) için saklı pay 112.500'er TL, eş için ise yasal payın tamamı saklı pay olduğundan 225.000 TL'dir.
  • Sözleşme muvazaalı bulunursa taşınmaz terekeye döner ve tüm mirasçılar yasal paylarını alır.
  • Sözleşme geçerli ama bakım edimi çok düşükse, saklı payı zedelenen (B), (D) ve (E) tenkis davasıyla saklı paylarını (toplam 450.000 TL) talep edebilir.

Bu örnek, sözleşmenin geçerlilik ve muvazaa değerlendirmesinin mirasçıların hakları üzerindeki doğrudan etkisini göstermektedir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Zamanaşımı

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil ile tenkis davaları asliye hukuk mahkemesinde görülür. Taşınmaza ilişkin davalar bakımından taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Tenkis davası, saklı payın zedelendiğinin ve bunu yaratan tasarrufun öğrenildiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil davası ise, muvazaalı işlem baştan geçersiz sayıldığından kural olarak süreye bağlı değildir; bu dava her zaman açılabilir. Bu ayrımın bilinmesi, mirasçıların hangi davayı hangi süre içinde açacaklarını doğru belirlemeleri açısından önemlidir.

Dava açacak mirasçının, olayın gelişimine göre en uygun hukuki yolu ve bu yola bağlı süreleri gözeterek hareket etmesi, hak kaybının önlenmesi bakımından belirleyicidir.

Sonuç

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakıma muhtaç kişilere güvence sağlayan yararlı bir kurumdur; ancak sıkı şekil şartına tabidir ve mirasçılarla bakım borçlusu arasında sık sık uyuşmazlık doğurur. Sözleşmenin miras sözleşmesi biçiminde düzenlenmesi geçerlilik şartıdır. Mirasçılar, gerçekte bağışı gizleyen muvazaalı devirlere karşı tapu iptali ve tescil davası, saklı paylarının ihlali hâlinde ise tenkis davası açabilir. Gerçek bakım iradesinin bulunup bulunmadığı, alacaklının bakıma muhtaçlığı ve fiili bakımın gerçekleşip gerçekleşmediği bu davaların sonucunu belirleyen temel ölçütlerdir.

ölünceye kadar bakmamuvazaatenkistapu iptalimiras hukukubakım sözleşmesi
İlgili mevzuat
  • 6098 sayılı TBK m. 611
  • 6098 sayılı TBK m. 612
  • 6098 sayılı TBK m. 617
  • 4721 sayılı TMK m. 560
İlgili içtihat
  • Yargıtay 1. HD, E. 2020/2896 K. 2021/4130, T. 22.06.2021
  • Yargıtay HGK, E. 2017/1-1985 K. 2019/1224, T. 21.11.2019

Sık sorulan sorular

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi hangi şekilde yapılmalıdır?
Sözleşme, miras sözleşmesi biçiminde, yani resmî vasiyetname şeklinde sulh hâkimi veya noter huzurunda iki tanıkla düzenlenmelidir. Bu şekil geçerlilik şartıdır; devlet tarafından tanınmış bakım kurumlarında ise yazılı şekil yeterlidir.
Mirasçılar bu sözleşmeye nasıl itiraz edebilir?
Mirasçılar, sözleşmenin gerçekte bağışı gizlediği iddiasıyla muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açabilir; sözleşme geçerli olsa dahi saklı payları zedelenmişse tenkis davasına başvurabilir.
Muvazaa nasıl ispatlanır?
Mirasçılar üçüncü kişi konumunda olduğundan muvazaayı her türlü delille ispatlayabilir. Alacaklının bakıma gerçekten muhtaç olup olmadığı, tarafların ekonomik durumu ve fiili bakımın gerçekleşip gerçekleşmediği önemli ölçütlerdir.
Bakım borçlusu güvence olarak ne talep edebilir?
Bakım alacaklısı bir taşınmazını devretmişse, bakım borçlusu bakım borcunu güvence altına almak amacıyla devredilen taşınmaz üzerinde kanuni ipotek tescil ettirebilir.
Sözleşme gerçek ama bakım edimi çok düşükse ne olur?
Bakım borçlusunun edimi ile aldığı malın değeri arasında aşırı oransızlık bulunuyorsa, saklı payı zedelenen mirasçılar tenkis davasıyla saklı paylarını talep edebilir.

§Bu platformdaki içerik ve hesaplamalar bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.