Ticari defterler, tacirin işletmesiyle ilgili tüm ticari işlemlerini kayıt altına aldığı ve hem vergisel hem de hukuki sonuçlar doğuran belgelerdir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu her tacire defter tutma yükümlülüğü yüklerken, bu defterlerin bir uyuşmazlık halinde delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı sorusu uygulamada sıklıkla gündeme gelir. Konunun usul hukuku boyutu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme, ticari defterlerin hangi şartlarda ve kimin lehine ya da aleyhine delil oluşturacağını ayrıntılı biçimde belirlemektedir.
Ticari Defter Tutma Yükümlülüğü
Türk Ticaret Kanunu'nun 64. maddesi uyarınca her tacir, ticari defterleri tutmak ve işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri açıkça görülebilir şekilde ortaya koymakla yükümlüdür. Tutulması zorunlu defterler arasında yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri sayılabilir. Sermaye şirketleri bakımından ayrıca pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi ticari defterler de tutulmalıdır.
Defterlerin usulüne uygun tutulması yalnızca vergi hukuku açısından değil, ispat hukuku açısından da belirleyicidir. Zira bir defterin sahibi lehine delil oluşturabilmesi, defterlerin kanuna uygun biçimde tutulmuş ve açılış ile kapanış onaylarının yaptırılmış olmasına bağlıdır.
HMK m. 222 Çerçevesinde Defterlerin Delil Değeri
6100 sayılı Kanun'un 222. maddesi, ticari defterlerin ispat işlevini üç temel ilke üzerine kurar. Bunlar; defterlerin ticari davalarda delil olarak kullanılabilmesi, sahibi lehine delil olmasının sıkı şartlara bağlanması ve sahibi aleyhine her hâlde delil oluşturabilmesidir.
Mahkeme, ticari defterlerin ilgili hususta delil olarak kabul edilip edilmeyeceğini, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaları ve dosyadaki diğer delilleri değerlendirerek takdir eder. Defterler tek başına kesin bir delil oluşturmaz; ancak belirli koşullarda güçlü bir ispat aracı hâline gelir.
Sahibi Lehine Delil Olması
HMK m. 222/2 hükmüne göre, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için birden çok şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- Defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş olması,
- Açılış ve kapanış onaylarının bulunması ve içeriğinin birbirini teyit etmesi,
- Uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması,
- Karşı tarafın aynı konudaki defterlerinin birbirine aykırı olmaması veya karşı tarafın hiç defter tutmamış ya da defterlerini ibraz etmemiş olması.
Bir tarafın usulüne uygun tuttuğu defterlerdeki kayıt lehine delil oluşturur; ancak karşı taraf, aynı derecede usulüne uygun tuttuğu defterlerindeki çelişen kayıtla veya diğer delillerle bu kaydın aksini ispat edebilir.
Sahibi Aleyhine Delil Olması
Defterlerdeki kayıtların sahibi aleyhine delil oluşturması çok daha kolaydır. HMK m. 222/4 uyarınca, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi lehine delil olamaz; ancak sahibi aleyhine delil oluşturur. Yani bir tacir, kendi defterinde yer alan ve kendi aleyhine sonuç doğuran bir kayda dayanılarak sorumlu tutulabilir. Bu ilke, kimsenin kendi tuttuğu kayıtların olumsuz sonuçlarından kaçınamayacağı düşüncesine dayanır.
Yargıtay, defterlerin bölünemezliği ilkesini de vurgular. Buna göre, bir defterdeki kayıtlar taraf lehine olan kısmıyla birlikte aleyhine olan kısmıyla da bir bütün olarak değerlendirilir; taraf yalnızca işine gelen kayıtları öne sürüp diğerlerini görmezden gelemez.
Ticari defterlerin sahibi lehine delil olabilmesi için, defterlerin usulüne uygun tutulması, açılış ve kapanış onaylarının bulunması, tarafların her ikisinin de tacir olması ve karşı tarafın defterlerinin bu kayıtlara aykırı olmaması gerekir. Bu şartların gerçekleşmemesi hâlinde defter kayıtları yalnızca sahibi aleyhine delil teşkil eder.
Defterlerin İbrazı ve İncelenmesi
Uyuşmazlıkta defterlere dayanan taraf, mahkemeden karşı tarafın defterlerinin ibrazını isteyebilir. İbraz edilen defterler üzerinde genellikle bilirkişi incelemesi yapılır. Defterlerini mahkemeye ibraz etmekten kaçınan tarafın bu tutumu, HMK'nın belge ibrazından kaçınmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde aleyhine değerlendirilebilir. Defterlerin bir kısmının ibrazı yeterli değildir; ilgili dönem ve hesaplara ilişkin bütünlük aranır.
Elektronik Defter (e-Defter) Uygulaması
Dijitalleşmeyle birlikte kâğıt ortamında tutulan defterlerin yerini büyük ölçüde elektronik defter almıştır. Vergi Usul Kanunu'na dayanılarak çıkarılan düzenlemeler uyarınca belirli mükellef grupları için e-defter tutma zorunluluğu getirilmiştir. Elektronik defterde açılış ve kapanış onayları, kâğıt defterdeki noter onayı yerine elektronik ortamda oluşturulan ve mali mühür ya da elektronik imza ile imzalanan berat dosyaları aracılığıyla sağlanır.
Elektronik defterlerin delil niteliği bakımından temel ölçüt yine değişmez: Beratları usulüne uygun olarak alınmış, zamanında oluşturulmuş ve içeriği bozulmamış elektronik defterler, kâğıt defterlerle aynı ispat gücüne sahiptir. Beratların süresinde alınmaması, elektronik defterin sahibi lehine delil olma niteliğini ortadan kaldırabilir. Elektronik defterin bütünlüğünün ve değiştirilmemiş olduğunun teknik olarak doğrulanabilmesi, bu defterlere ayrı bir güvenilirlik kazandırır.
Elektronik Defterde İspat Bakımından Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Berat dosyalarının ilgili dönemler için eksiksiz oluşturulup yüklenmiş olması,
- Elektronik defter ile beratları arasında imza ve mühür uyumunun sağlanması,
- Kayıtların oluşturulma tarihlerinin ve sıra numaralarının tutarlı olması,
- Sistem üzerinde saklanan kayıtların yedeklenmesi ve erişilebilir tutulması.
Sonuç
Ticari defterler, tacirler arasındaki uyuşmazlıklarda güçlü fakat şartlı bir delildir. Usulüne uygun tutulan ve onayları tam olan defterler, sahibi lehine önemli bir ispat avantajı sağlarken, kayıtların içeriği her hâlde sahibi aleyhine kullanılabilir. HMK m. 222 bu dengeyi kuran temel hükümdür. Elektronik defter uygulamasıyla birlikte ispat mantığı özünde korunmuş, ancak onay ve bütünlük denetimi teknik bir zemine taşınmıştır. Tacirlerin, olası bir uyuşmazlıkta defterlerinin lehlerine delil oluşturabilmesi için kayıtlarını düzenli, eksiksiz ve mevzuata uygun biçimde tutmaları büyük önem taşır.
- 6100 sayılı HMK m. 222
- 6102 sayılı TTK m. 64
- 6102 sayılı TTK m. 82
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu
- Yargıtay 11. HD, E. 2019/2415 K. 2020/1876, T. 24.02.2020
- Yargıtay 23. HD, E. 2016/4521 K. 2018/3892, T. 25.06.2018
- Yargıtay 11. HD, E. 2020/1156 K. 2021/2340, T. 11.03.2021
Sık sorulan sorular
- Ticari defter tek başına kesin delil midir?
- Hayır. Ticari defterler kanunda öngörülen şartlar gerçekleştiğinde sahibi lehine delil oluşturabilir; ancak bu, aksi ispatlanamayan kesin bir delil değildir. Karşı taraf, usulüne uygun defterleri veya diğer delillerle kaydın aksini ispat edebilir. Mahkeme defterlerin delil değerini dosyadaki tüm delillerle birlikte takdir eder.
- Defterlerini ibraz etmeyen tarafın durumu ne olur?
- Ticari defterlerine dayanan taraf karşı tarafın defterlerinin ibrazını isteyebilir. Defterlerini haklı bir neden olmaksızın ibraz etmekten kaçınan tarafın bu tutumu HMK'nın belge ibrazından kaçınmaya ilişkin hükümleri uyarınca aleyhine değerlendirilebilir ve karşı tarafın iddiası kabul edilmiş sayılabilir.
- Açılış ve kapanış onayı olmayan defter delil olur mu?
- Onayları eksik olan defterler sahibi lehine delil olamaz. Ancak bu defterlerdeki kayıtlar, sahibi aleyhine sonuç doğuruyorsa yine de sahibi aleyhine delil olarak kullanılabilir. Onay eksikliği yalnızca lehe delil olma niteliğini ortadan kaldırır.
- Elektronik defterin ispat gücü kâğıt defterden farklı mıdır?
- Özü itibarıyla farklı değildir. Beratları usulüne ve süresine uygun olarak oluşturulmuş, içeriği bozulmamış elektronik defterler kâğıt defterlerle aynı ispat gücüne sahiptir. Beratların zamanında alınmaması, elektronik defterin sahibi lehine delil olma niteliğini zayıflatabilir.
- Defterdeki kayıtların bir kısmına dayanılabilir mi?
- Hayır. Defterlerin bölünemezliği ilkesi gereği, bir defterdeki kayıtlar lehe ve aleyhe olan kısımlarıyla bir bütün olarak değerlendirilir. Taraf yalnızca lehine olan kayıtlara dayanıp aleyhine olan kayıtları görmezden gelemez.
§Bu platformdaki içerik ve hesaplamalar bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.