Borçlar 9 dk okuma

Aşırı İfa Güçlüğü ve Sözleşmenin Uyarlanması Davası

Aşırı ifa güçlüğü, sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan olağanüstü durumlar nedeniyle ifanın borçludan beklenemez hâle gelmesidir. Bu yazıda TBK m. 138 kapsamında uyarlama davasının şartları ile kira ve dövizli sözleşmelerdeki uygulaması incelenmektedir.

Mecelle Yayın Kurulu

·

30 Mart 2026

Sözleşmeler kural olarak kararlaştırıldıkları gibi ifa edilmelidir; bu ilke ahde vefa (sözleşmeye bağlılık) olarak adlandırılır. Ancak sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan öngörülemez ve olağanüstü gelişmeler, edimler arasındaki dengeyi taraflardan biri aleyhine katlanılamaz ölçüde bozabilir. Bu gibi hâllerde ahde vefa ilkesinin katı biçimde uygulanması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurur. İşte bu noktada Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesinde düzenlenen aşırı ifa güçlüğü ve sözleşmenin uyarlanması kurumu devreye girer.

Aşırı İfa Güçlüğü Kavramı

Aşırı ifa güçlüğü, borcun ifasının imkânsız hâle gelmesi değildir; ifa hâlâ mümkündür ancak borçludan bu ifanın beklenmesi dürüstlük kuralına aykırı düşer. Bu kurum, işlem temelinin çökmesi öğretisine dayanır ve sözleşmedeki edimler dengesinin sonradan ortaya çıkan olağanüstü sebeplerle ağır biçimde bozulmasına karşı bir düzeltme imkânı sunar.

Uyarlamanın Şartları (TBK m. 138)

TBK m. 138/1 uyarınca sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirirse ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa, borçlu hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir.

Bu düzenlemeden hareketle uyarlama davasının şartlarını şu şekilde sıralamak mümkündür:

  1. Sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması.
  2. Bu durumun borçludan kaynaklanmamış olması.
  3. Olağanüstü durumun, ifanın dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede güçleşmesine yol açması.
  4. Borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş veya haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması.

Öngörülemezlik Unsuru

Olağanüstü durumun taraflarca sözleşme kurulurken öngörülememiş ve öngörülmesinin de beklenememiş olması gerekir. Basiretli bir kişinin öngörebileceği olağan ekonomik dalgalanmalar, kural olarak uyarlama sebebi sayılmaz. Örneğin belirli bir orandaki enflasyon veya kur hareketleri ekonomik hayatın olağan riskleri arasında kabul edilir; ancak beklenmedik ve ani ekonomik krizler, savaş, salgın hastalık gibi olağanüstü gelişmeler uyarlama sebebi oluşturabilir.

"Uyarlama davasında hâkim, öncelikle sözleşmede uyarlamayı engelleyen bir hüküm bulunup bulunmadığını, tarafların bu riski üstlenip üstlenmediğini araştırmalıdır. Uyarlama, ancak sözleşmeye bağlılık ilkesinin katı uygulanmasının hakkaniyete aykırı düştüğü istisnai hâllerde ve son çare olarak gündeme gelir." (Yargıtay 3. HD, E. 2019/4521 K. 2020/3210, T. 05.03.2020)

Riskin Üstlenilmemiş Olması

Borçlu, ortaya çıkan riski açıkça veya örtülü olarak üstlenmişse uyarlama isteyemez. Örneğin taraflar sözleşmeye kur riskini borçlunun üstlendiğine ilişkin açık bir hüküm koymuşlarsa, sonradan meydana gelen kur artışı kural olarak uyarlama sebebi olmaz. Bu nedenle hâkim, öncelikle sözleşmenin bu riski hangi tarafa yüklediğini yorum yoluyla belirlemelidir.

Hâkimin Yetkisi ve Uyarlamanın Sonuçları

Uyarlama davasında hâkimin öncelikli görevi, sözleşmeyi ortadan kaldırmak değil, edimler dengesini yeniden kurarak sözleşmeyi ayakta tutmaktır. Hâkim, edimleri değişen koşullara göre yeniden belirleyebilir; örneğin bedeli artırabilir veya azaltabilir, ifa zamanını değiştirebilir ya da edimin kapsamını uyarlayabilir. Sözleşmenin uyarlanması mümkün değilse, borçlu sözleşmeden dönebilir; sürekli edimli sözleşmelerde ise dönme yerine fesih hakkı kullanılır (TBK m. 138/2).

Kira Sözleşmelerinde Uyarlama

Uyarlama davasının en sık uygulandığı alanlardan biri kira sözleşmeleridir. Uzun süreli kira ilişkilerinde, ekonomik koşulların önemli ölçüde değişmesi kira bedelinin güncel piyasa değerinden çok uzaklaşmasına yol açabilir. Özellikle beş yılı aşan kira ilişkilerinde kira bedelinin uyarlanması gündeme gelir.

TBK m. 344/3 uyarınca taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde, hâkim tarafından tüketici fiyat endeksindeki değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde kira bedeli belirlenebilir. Bu düzenleme, kira bedelinin uyarlanmasına ilişkin özel bir imkândır.

  • Somut örnek: On yıl önce piyasa koşullarına göre belirlenen bir iş yeri kirası, aradan geçen sürede emsal kira bedellerinin çok altında kalmışsa, kiraya veren beş yıllık sürenin dolmasının ardından uyarlama davası açarak kira bedelinin güncel emsallere göre yeniden belirlenmesini isteyebilir.

Dövizli Sözleşmelerde Uyarlama

Uyarlama davasının bir diğer önemli uygulama alanı, dövize endeksli veya döviz cinsinden düzenlenen sözleşmelerdir. Yabancı para üzerinden kararlaştırılan uzun vadeli borçlarda, döviz kurunda ani ve öngörülemez sıçramalar borçlunun ifa yükünü katlanamayacağı düzeye çıkarabilir.

Yargıtay uygulamasında dövizli sözleşmelerde uyarlama talep edilebilmesi için kur artışının olağan ve öngörülebilir sınırları aşan, olağanüstü ve beklenmedik nitelikte olması aranır. Sıradan kur dalgalanmaları, döviz cinsinden borçlanan tarafın bilerek üstlendiği bir risk olarak değerlendirilir ve tek başına uyarlama sebebi sayılmaz. Ancak ekonomik kriz düzeyinde, olağanüstü ve ani kur sıçramalarında hâkim, edimler dengesini yeniden kurmak için sözleşmeyi uyarlayabilir. Bu değerlendirmede tarafların sıfatı, borçlanmanın amacı ve kurun öngörülebilir olup olmadığı birlikte gözetilir.

Sonuç

Aşırı ifa güçlüğü ve sözleşmenin uyarlanması, ahde vefa ilkesinin istisnasını oluşturan ve edimler dengesinin olağanüstü sebeplerle bozulmasına karşı hakkaniyeti sağlayan bir kurumdur. Uyarlama, ancak öngörülemez ve olağanüstü bir durumun varlığında, borçlunun bu riski üstlenmediği ve ifanın dürüstlük kuralına aykırı derecede güçleştiği hâllerde ve son çare olarak gündeme gelir. Kira ve dövizli sözleşmeler bu davanın en sık uygulandığı alanlar olmakla birlikte, hâkim her somut olayı kendi koşulları içinde değerlendirir ve öncelikle sözleşmeyi ayakta tutmayı amaçlar.

aşırı ifa güçlüğüuyarlamaahde vefakira bedelidövizli sözleşmeTBK 138
İlgili mevzuat
  • 6098 sayılı TBK m. 138
  • 6098 sayılı TBK m. 344
  • 6098 sayılı TBK m. 2
İlgili içtihat
  • Yargıtay 3. HD, E. 2019/4521 K. 2020/3210, T. 05.03.2020
  • Yargıtay 3. HD, E. 2017/8765 K. 2019/6543, T. 18.09.2019
  • Yargıtay HGK, E. 2018/3-1234 K. 2020/876, T. 12.11.2020

Sık sorulan sorular

Aşırı ifa güçlüğü ile ifa imkânsızlığı aynı şey midir?
Hayır. İfa imkânsızlığında edimin yerine getirilmesi tamamen mümkün değildir. Aşırı ifa güçlüğünde ise ifa hâlâ mümkündür, ancak sonradan ortaya çıkan olağanüstü koşullar nedeniyle borçludan bu ifanın beklenmesi dürüstlük kuralına aykırı düşer.
Uyarlama davasının şartları nelerdir?
Sözleşme kurulurken öngörülemeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmaması, ifanın dürüstlük kuralına aykırı derecede güçleşmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş veya haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması gerekir (TBK m. 138).
Her kur artışı uyarlama sebebi olur mu?
Hayır. Sıradan ve öngörülebilir kur dalgalanmaları, döviz cinsinden borçlanan tarafın üstlendiği olağan risk sayılır. Ancak ekonomik kriz düzeyinde, olağanüstü ve öngörülemez kur sıçramaları uyarlama sebebi oluşturabilir.
Kira bedeli uyarlama davasıyla değiştirilebilir mi?
Evet. TBK m. 344/3 uyarınca beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde hâkim, tüketici fiyat endeksi, kiralananın durumu ve emsal kira bedellerini göz önünde tutarak kira bedelini hakkaniyete uygun biçimde yeniden belirleyebilir.
Hâkim uyarlama davasında sözleşmeyi feshedebilir mi?
Hâkimin öncelikli görevi sözleşmeyi uyarlayarak ayakta tutmaktır. Uyarlama mümkün değilse borçlu sözleşmeden dönebilir; sürekli edimli sözleşmelerde ise dönme yerine fesih hakkı kullanılır (TBK m. 138/2).
Borcunu ödeyen borçlu uyarlama isteyebilir mi?
Kural olarak borcunu çekincesiz ödeyen borçlu uyarlama isteyemez. Ancak borçlu, ifanın aşırı güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak (ihtirazi kayıtla) ifa etmişse, uyarlama talep etme hakkını korur.

§Bu platformdaki içerik ve hesaplamalar bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.