Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği bir sözleşmedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekâlet, güven ilişkisine dayanan yönüyle diğer sözleşmelerden ayrılır. Bu güven ilişkisi, vekâletin her iki tarafça da her zaman sona erdirilebilmesi gibi kendine özgü sonuçlar doğurur.
Vekâlet Sözleşmesinin Niteliği
TBK m. 502 uyarınca vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekâletin en belirgin özelliği, vekilin bir sonucu değil, bir işi özenle görmeyi taahhüt etmesidir. Bu yönüyle vekâlet, belirli bir sonucun meydana getirilmesini taahhüt eden eser sözleşmesinden ayrılır. Örneğin bir avukat davanın kazanılmasını değil, davayı özenle takip etmeyi taahhüt eder.
Vekâlet, kural olarak bir şekle bağlı değildir ve zımnen (örtülü) dahi kurulabilir. TBK m. 502/2 uyarınca kendisine bir işin görülmesi önerilen kişi, bu işi görme konusunda resmi sıfata sahipse veya işin yapılması mesleğinin gereği ise ya da bu gibi işleri kabul edeceğini duyurmuşsa, bu öneri onun tarafından hemen reddedilmedikçe vekâlet sözleşmesi kurulmuş sayılır.
Vekilin Borçları
Vekâlet sözleşmesi, ağırlıklı olarak vekile yükümlülükler yükler. Bu yükümlülüklerin başında özen, sadakat, talimatlara uyma, bizzat ifa ve hesap verme borçları gelir.
Özen ve Sadakat Borcu
TBK m. 506/2 uyarınca vekil, vekâlet verene karşı yüklendiği işin görülmesinde sadakat ve özenle davranmak zorundadır. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır (TBK m. 506/3). Sadakat borcu, vekilin vekâlet verenin menfaatlerini gözetmesini ve kendi menfaatini onun menfaatine üstün tutmamasını gerektirir.
"Vekilin özen borcu, işin niteliğine göre basiretli bir vekilin göstermesi gereken dikkat ve özeni kapsar. Vekil, vekâlet verenin menfaatine aykırı davranarak kendi yararına sonuç doğuran işlemlerden sorumludur." (Yargıtay 13. HD, E. 2016/29876 K. 2018/3210, T. 21.03.2018)
Talimatlara Uyma Borcu
TBK m. 505 uyarınca vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. Ancak vekâlet verenden izin alma imkânı bulunmayan ve durumu bilseydi onun da izin vereceği açık olan hâllerde vekil, talimattan ayrılabilir.
Bizzat İfa Borcu
Vekil kural olarak işi bizzat görmekle yükümlüdür (TBK m. 506/1). Ancak vekâlet veren izin vermişse, durumun zorunlu kılması hâlinde veya teamül varsa, vekil işi başkasına (alt vekile) gördürebilir.
Hesap Verme Borcu
TBK m. 508 uyarınca vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene geri vermekle yükümlüdür.
Azil ve İstifa
Vekâlet sözleşmesinin en karakteristik özelliği, tarafların sözleşmeyi her zaman sona erdirebilmesidir. TBK m. 512/1 uyarınca vekâlet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir. Vekâlet verenin sözleşmeyi sona erdirmesine azil, vekilin sona erdirmesine ise istifa (çekilme) denir.
Bu düzenleme emredici niteliktedir; taraflar sözleşmeyle azil ve istifa hakkından tümüyle vazgeçemezler. Bu kuralın temelinde vekâletin güven ilişkisine dayanması yatar: güvenin sarsıldığı bir ilişkinin zorla sürdürülmesi beklenemez.
Uygun Olmayan Zamanda Sona Erdirme
Azil ve istifa hakkı her zaman kullanılabilmekle birlikte, bu hakkın uygun olmayan bir zamanda kullanılması tazminat sorumluluğu doğurabilir. TBK m. 512/2 uyarınca vekâlet sözleşmesini uygun olmayan bir zamanda sona erdiren taraf, diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Buradaki tazminat, sözleşmenin sona erdirilmesinden değil, bunun uygun olmayan bir zamanda yapılmış olmasından kaynaklanan zararı kapsar.
- Somut örnek: Bir avukat, duruşma tarihine çok kısa bir süre kala ve müvekkilinin yeni bir vekil bulmasına imkân tanımayacak biçimde istifa ederse, bu uygun olmayan zamanda sona erdirme sayılabilir ve avukat, müvekkilin bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu tutulabilir.
Azil ve İstifanın Ücrete Etkisi
Vekâletin sona ermesinin ücrete etkisi, uygulamada sıkça tartışma konusu olan bir husustur. Vekil, sözleşme sona erene kadar gördüğü işlerin karşılığı olan ücrete kural olarak hak kazanır.
Bu bakımdan şu ilkeler önem taşır:
- Vekil, azil veya istifaya kadar yürüttüğü işlerin karşılığını isteyebilir.
- Haklı bir sebep olmaksızın ve uygun olmayan zamanda istifa eden vekil, vekâlet verenin zararını tazmin etmekle yükümlü olabilir; bu durum ücret talebini de etkileyebilir.
- Haklı bir sebep olmaksızın vekili azleden vekâlet veren, kural olarak vekilin yaptığı işlerin ücretini ödemekle yükümlüdür.
Avukatlık sözleşmeleri bakımından Avukatlık Kanunu m. 174 özel bir düzenleme içerir. Bu düzenleme uyarınca, avukatın haklı bir sebep olmaksızın azledilmesi hâlinde avukat, ücretin tamamına hak kazanabilir. Buna karşılık avukat haklı bir sebep olmaksızın işi bırakırsa (istifa ederse), ücret talebi sınırlanabilir.
Vekâletin Diğer Sona Erme Sebepleri
TBK m. 513 uyarınca sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet, vekâlet verenin veya vekilin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona erer. Bu düzenleme de vekâletin kişisel güven ilişkisine dayanan niteliğinin bir sonucudur.
Sonuç
Vekâlet sözleşmesi, güven ilişkisine dayanan ve vekile ağırlıklı olarak özen, sadakat, talimatlara uyma ve hesap verme borçları yükleyen bir sözleşmedir. Azil ve istifa hakkı her iki tarafa da her zaman tanınmış olmakla birlikte, bu hakkın uygun olmayan bir zamanda kullanılması tazminat sorumluluğu doğurabilir. Özellikle avukatlık sözleşmelerinde azil ve istifanın ücrete etkisi özel hükümlerle düzenlendiğinden, bu ilişkilerin sona erdirilmesi aşamasında hukuki sonuçların dikkatle değerlendirilmesi gerekir.
- 6098 sayılı TBK m. 502
- 6098 sayılı TBK m. 505
- 6098 sayılı TBK m. 506
- 6098 sayılı TBK m. 508
- 6098 sayılı TBK m. 512
- 6098 sayılı TBK m. 513
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 174
- Yargıtay 13. HD, E. 2016/29876 K. 2018/3210, T. 21.03.2018
- Yargıtay 13. HD, E. 2017/4521 K. 2019/1876, T. 14.02.2019
- Yargıtay 3. HD, E. 2018/7654 K. 2019/9087, T. 11.11.2019
Sık sorulan sorular
- Vekâlet sözleşmesi her zaman sona erdirilebilir mi?
- Evet. TBK m. 512 uyarınca vekâlet veren azil yoluyla, vekil ise istifa yoluyla sözleşmeyi her zaman tek taraflı olarak sona erdirebilir. Bu hak emredici niteliktedir ve sözleşmeyle tümüyle kaldırılamaz.
- Uygun olmayan zamanda azil veya istifa tazminat doğurur mu?
- Evet. TBK m. 512/2 uyarınca sözleşmeyi uygun olmayan bir zamanda sona erdiren taraf, diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Tazminat, sona erdirmenin kendisinden değil, zamanının uygunsuzluğundan doğan zararı kapsar.
- Vekilin temel borçları nelerdir?
- Vekilin başlıca borçları özen ve sadakat gösterme, vekâlet verenin talimatlarına uyma, işi kural olarak bizzat görme ve hesap verme borçlarıdır. Vekil, basiretli bir vekilin göstereceği özeni göstermekle yükümlüdür.
- Haklı sebep olmadan azledilen avukat ücret alabilir mi?
- Avukatlık Kanunu m. 174 uyarınca haklı bir sebep olmaksızın azledilen avukat, kural olarak ücretin tamamına hak kazanabilir. Buna karşılık avukat haklı sebep olmadan işi bırakırsa ücret talebi sınırlanabilir.
- Vekil işi başkasına gördürebilir mi?
- Vekil kural olarak işi bizzat görmekle yükümlüdür. Ancak vekâlet veren izin vermişse, durum zorunlu kılıyorsa veya teamül varsa vekil işi bir alt vekile gördürebilir (TBK m. 506).
- Vekâlet vekâlet verenin ölümüyle sona erer mi?
- Evet. TBK m. 513 uyarınca sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet, tarafların ölümü, ehliyet kaybı veya iflası ile kendiliğinden sona erer. Bu, vekâletin kişisel güven ilişkisine dayanmasının sonucudur.
§Bu platformdaki içerik ve hesaplamalar bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.