İspat Yükü
Bir davada, iddia edilen bir vakıayı ispatlama sorumluluğunun hangi tarafa ait olduğunu belirleyen kuraldır.
İspat yükü, bir vakıanın (olgunun) ispatlanamaması hâlinde bunun olumsuz sonucuna hangi tarafın katlanacağını belirleyen kuraldır. Yani ispatsız kalan iddia, ispat yükü kendisine düşen tarafın aleyhine sonuçlanır.
Temel kural
Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesine göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Buna göre:
- Bir hakkın doğduğunu iddia eden, bu hakkı doğuran vakıaları ispatlar.
- Hakkın sona erdiğini veya değiştiğini iddia eden, bu vakıaları ispatlar.
İspat yükünün yer değiştirmesi
- Karineler: Lehine karine bulunan taraf ispat yükünden kurtulur; aksini iddia eden ispatla yükümlü olur.
- Kanuni istisnalar: Bazı düzenlemeler ispat yükünü açıkça belirli tarafa yükler (örneğin bazı kusursuz sorumluluk hâllerinde kurtuluş kanıtı sorumluya aittir).
İspatın konusu
Yalnızca çekişmeli ve hukuka uygun olarak ileri sürülen vakıalar ispatı gerektirir; herkesçe bilinen (maruf) vakıalar ve ikrar edilen hususlar ispata gerek göstermez.
Somut örnek: Alacaklı, ödünç verdiğini iddia ediyorsa ödünç ilişkisini; borçlu, borcu ödediğini savunuyorsa ödeme (ifa) vakıasını ispatlamak zorundadır. Ödemeyi ispat edemeyen borçlu, borçlu kabul edilir.
- 4721 sayili TMK m. 6
- 6100 sayili HMK m. 190
§Bu platformdaki içerik ve hesaplamalar bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.